• DOLAR
    5,3343
    % 0,27
  • EURO
    6,0986
    % 0,31
  • ALTIN
    209,5348
    % 0,71
  • BIST
    93.616,45
    % 0,34
TÜRKİYE’DE YAYGIN OLAN VE SAKINILMASI GEREKEN ŞİRK VE KÜFÜRLER (İKİNCİ BÖLÜM) -1

TÜRKİYE’DE YAYGIN OLAN VE SAKINILMASI GEREKEN ŞİRK VE KÜFÜRLER (İKİNCİ BÖLÜM) -1

TÜRKİYE’DE YAYGIN OLAN VE SAKINILMASI GEREKEN ŞİRK VE KÜFÜRLER (İKİNCİ BÖLÜM) -1

 

İslam Devletinin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Receb 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “TÜRKİYE’DE YAYGIN OLAN VE SAKINILMASI GEREKEN ŞİRK VE KÜFÜRLER” isimli makalenin ikinci bölümünün ilk kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.

 

YASAMADA BULUNMA KÜFRÜ
Hamd, yaratmanın ve hükmetmenin sadece kendisine ait olduğu âlemlerin Rabbi olan Allah’a olsun. Salat ve selam âlemlere kılıçla rahmet olarak gönderilen Resulüne, ehline, sahabesine ve kıyamete kadar O’nun şeriatını hâkim kılmak için cihad edenlere olsun.

Allah s.v.t gökleri ve yeri yaratan ve bunların içinde bulunanlara hükmedendir. O hiçbir şeyi başıboş ve kendi iradesine bırakmamış, bilakis her zaman bunlara hükmetmiş ve boyunduruğu altında tutmuştur. Kâinata bir düzen koymuş ve kâinat, bu koyduğu kanunlar çerçevesinde asırlardır akıp gitmektedir. Allah b kendisine bir kural ve kanun koymadığı hiçbir varlık yoktur. Tüm mahlûkat ister istemez ona boyun eğmiş ve O’nu tesbih etmektedir.

“O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” [Haşr, 24]

“Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah’ındır. Allah, her şeyi kuşatandır.” [Nisa, 126]

Allah s.v.t, yarattığı tüm mahlûkata bir düzen ve kanun koyarken bundan insanları istisna etmemiştir. Bilakis insanlar içinde belirli vakitler içerisinde art arda Resuller, nebiler ve davetçiler göndermiş, onların tabi olması gereken kural ve kanunları onlara öğretmiş veya hatırlatmıştır. İnsanlar da diğer varlıklar gibi başıboş ve kendi başlarına bırakılmamışlardır. Onların da tabi olması gereken ve hayatlarına tatbik etmeleri gereken kuralları onlara bildirmiştir.

“Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O’na boyun eğmişken ve O’na döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar?” [Al-i İmran, 83]

Fakat insanlar ve cinler diğer varlıklardan bir ayrıcalığı var ki; o da bunlarda iradenin olmasıdır. Yani insan ve cinlerin dışındaki diğer varlıklar Allah’a s.v.t isyan edemezken, insanlar ve cinler Allah’a isyan edebilmektedirler.
İmtihan için gönderildiğimiz bu dünya da bizi sürekli olarak saptırmak isteyen şeytan, boş durmamış ve insanları Allah’ın kanunlarından uzaklaştırmak için elinden geleni yapmıştır ve kıyamete kadar yapmaya devam edecektir.

“İblis, ‘Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlaslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım’ dedi.” [Sad, 82-83]

Allah s.v.t, şeytanın saptırdığı insanları kendi yoluna iletmek için her kavme elçiler göndermiştir. Bu elçiler, insanların Allah’a karşı olan sorumluluklarını onlara bildirmiş ve içinde oldukları sapıklıktan onları çıkarıp Allah’ın onlar için dilediği yola onları davet etmişlerdir.

“Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.” [Fatır, 24]

“Andolsun biz, her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin, tağuttan kaçının’ diye peygamber gönderdik.” [Nahl, 36]

Allah s.v.t her peygamberi kendisine itaat edilmesi için göndermiştir. Hiçbir beşerin peygamberin getirdiğinden yüz çevirme hakkı yoktur. Her insanın resullerin getirdiklerine iman etmesi ve hayatına aktarması gerekir.

“Biz her peygamberi -Allah’ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik.” [Nisa, 64]

İnsanların bir kısmı Allah’ın b gönderdiği resulleri yalanladılar, bir kısmı Resullerini öldürdüler ve getirdiklerini kabul etmediler.

“Andolsun, İsrail Oğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.” [Maide, 70]

İnsanların bir kısmı ise Resullerin getirdiğini kabul ettiler ve onlara iman ettiler fakat Resullerin vefatından sonra hoşlarına gitmeyen hükümleri kabul etmemeye başladılar. Onlara indirilen hükümlerin bir kısmıyla amel etmeye devam ettiler fakat bir kısmını inkâr ettiler.

“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” [Bakara, 85]

İşte Allah’ın s.v.t insanlara Resul gönderdiği tarihten bugüne kadar ki; insanların haktan batıla girme süreçleri böyle devam etmiştir; insanlar ya tümden hak yoldan çıkmış yahut kendilerine indirilen hükümlerin bir kısmını inkâr etmişlerdir. Ve bunlar her doğru yoldan çıktıklarında Allah s.v.t onları doğru yola getirmek için elçiler ve davetçiler göndermiştir.

Allah’ın yeryüzüne gönderdiği en son din İslam dininden de çıkmalar olacak ve insanlar İslam’ın bir kısmını uygulayıp bir kısmından yüz çevireceklerdir. Nitekim Nebi s.a.s şöyle buyurmuştur; “İslâm’ın kulpları tek tek çözülecektir. Her bir kulp koptuğunda ardından diğeri kopmaya başlayacaktır. O kulpların ilki hüküm (hâkimiyetin Allah’ın olması), sonuncusu da namazdır.” [Ahmed bin Hanbel, Hadis No 22160; İbn-i Hibban, Hadis No: 6715; Hâkim, elMüstedrek, Hadis No: 7022]

Allah Resul’ünden (s.a.s) sonra Resul veya Nebi gelmeyeceği için hakkın mesajını sapıtanlara, Rabbani âlimler ve davetçiler ulaştırmaktadırlar. İşte Türkiye’deki halkın geneli, kendilerini İslam’a nispet etseler de, kendisinden önceki kavimler gibi birçok açıdan İslam dininden çıkmışlardır. Ve birçok şirk ve küfür, Tağutların ve belamların vesilesiyle o topraklarda yaygınlık kazanmıştır. Bir önceki sayımızda “Türkiye’de Yaygın Olan ve Sakınılması Gereken Şirk ve Küfürler” başlığında Türkiye’deki halkı, kabir şirki hakkında bilgilendirmiş ve sakındırmıştık. Bu sayımızda da konumuzun ikinci bölümü olan; “Yasamada Bulunma Küfrü” başlığıyla Allah’a ait olan hükmetme yetkisinin Allah’tan alınıp Tağutlara verilme küfrü hakkında olacaktır. Nitekim bu küfür, Türkiye’de en yaygın olan ve Türkiye halkının %85 gibi genelinin bulaştığı bir küfürdür. Muvaffakiyet Allah’tandır. Rabbim yazdıklarımızla hem bize hem de okuyana fayda versin ve bu küfrü işleyenlere hidayet versin.

 

Egemenlik Kayıtsız Şartsız Allah’ındır
Az önce beyan ettiğimiz üzere Allah s.v.t insanları yaratmış, onlara elçiler göndermiş ve onlara hükümler indirmiştir. Lakin insanlar, Resullerin vefatından sonra Allah’ın onlara indirdiği kanunlardan arzularına uymayan kısımları inkâr ettiler. Ve hatta daha da aşırıya giderek Allah’ın hüküm koyma özelliğini tümden inkâr ettiler ve kendi hevalarına göre kanunlar koydular. Allah b Kur’an’ı Kerim’in onlarca ayetinde yasamada bulunmanın yalnızca kendisine ait olduğunu beyan etmektedir. Nitekim şöyle buyurmaktadır:  “Hüküm yalnızca Allah’ındır.” [Yusuf, 40, 67; Enam, 57, 62; Kasas, 70, 88]

Allah s.v.t, hükmün, kanun koymanın ve yasamada bulunmanın yalnızca kendisine ait olduğunu ifade eden bu ayet-i kerimeyi bu lafzıyla altı defa tekrarlamaktadır.  Begavi bu ayetin tefsirinde şöyle demektedir: “Hüküm vermek, yargılamak, emretmek ve yasaklamak ancak Allahu Teâlâ ya ait bir haktır.” [Begavi Tefsiri, C.2, S.493] Ayrıca Allah c.c şöyle buyurmaktadır: “Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir meselede hüküm vermek Allah’a aittir. İşte bu, benim Rabbim olan Allah’tır. O’na dayandım ve O’na yöneldim.” [Şura, 10]

“O, egemenliğine hiç kimseyi ortak etmez.” [Kehf, 26]

Taberi bu ayetin tefsirinde şöyle demektedir: “Allah s.v.t, yarattığı hiçbir varlığı hükmünde ve yargısında kendisine ortak kabul etmez. Bilakis kulları arasında tek başına hüküm verecek, onların işlerini düzenleyecek ve dilediği gibi tasarrufta bulunacak ancak O’dur.” [Taberi Tefsiri, C.17, S.650]

“Allah ve Resulü, bir işe hükmettiği zaman, hiçbir mü’min erkek ve kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.” [Ahzab, 36]

“Ey iman edenler! Mü’min kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarf ettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarf ettiğinizi isteyin. Onlar da sarf ettiklerini istesinler. Allah’ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.” [Mumtehine, 10]

“Allah size Kitabı açıklanmış olarak indirmişken ben O’nun dışında başka bir hakem mi arıyayım?” [Enam, 114]

“Allah hüküm verir. Onun hükmünün peşine düşecek de yoktur.” [Ra’d, 41]

“Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” [Yunus, 109]

“Rabbiniz Allah’tır, o gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş’a kuruldu. O gündüzü sürekli kovalayan geceyi gündüzün üzerine örter. Güneş, ay ve yıldızlar O’nun buyruğuna baş eğmişlerdir. İyi bilin ki, yaratma ve emretme O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah yücelerin yücesidir.” [Araf, 54]

“De ki: ‘Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin.’ ” [Zümer, 46]

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere ve sizden olan yöneticilere itaat edin. Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah’a ve Resulüne götürün. Bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” [Nisa, 59]

 

Kabul Edilmesi Gereken Tek Sistem Allah’ın Şeriatıdır
Hükmetme yetkisi sadece Allah’a ait bir ilahlık özelliği olduğu için, bir insanın hayatında kabul edip hayatına aktaracağı hükümlerin tümü de, Allah’a ait hükümler manzumesi ve sistemi olması gerekir. Şeriat; Herkesin inanması ve amel etmesi gereken ve dünya hayatına tatbik edilmesi gereken Allah’ın koyduğu kanunlara ve O’nun sistemine denir.

Allah s.v.t şöyle buyurmaktadır: “Sonra ey Muhammed! Sana da insanların uyacakları bir hayat sistemi (şeriat) verdik. Sen ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma.” [Casiye, 18]

“O halde onların arasında Allah’ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver, onların keyfi arzularına uyma, onların seni Allah’ın indirdiği hükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakın, eğer sana sırt çevirirlerse bil ki; Allah, günahlarının bazısı yüzünden onları cezalandırmak istiyor. Kuşku yok ki, insanların çoğu fasıktır. Onlar yoksa cahiliye hükmünü mü (düzenini) arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah’tan daha güzel olan kimdir?” [Maide, 49-50]

“Allah, dinden Nuh’a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimiz Allah’ın dinini hayata egemen kılın ve bu konuda görüş ayrılığına düşmeyin’ direktifini sizin için bir hayat düsturu olarak öngördü. Fakat kendilerini çağırdığın bu düstur Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.” [Şura, 13]

“İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi.” [Bakara, 213]

“Sana da kendinden önceki kitapları tasdik edici ve onlara şahit olan Hak Kur’an’ı indirdik. Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik.” [Maide, 48]

“Şüphesiz, Allah’ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma.” [Nisa, 105]

Biz her peygamberi -Allah’ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik.” [Nisa, 64]

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM