• DOLAR
    5,3343
    % 0,27
  • EURO
    6,0986
    % 0,31
  • ALTIN
    209,5348
    % 0,71
  • BIST
    93.616,45
    % 0,34
TÜRKİYE’DE YAYGIN OLAN VE SAKINILMASI GEREKEN ŞİRK VE KÜFÜRLER

TÜRKİYE’DE YAYGIN OLAN VE SAKINILMASI GEREKEN ŞİRK VE KÜFÜRLER

TÜRKİYE’DE YAYGIN OLAN VE SAKINILMASI GEREKEN ŞİRK VE KÜFÜRLER

 

İslam Devletinin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Cemaziyelahir 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “TÜRKİYE’DE YAYGIN OLAN VE SAKINILMASI GEREKEN ŞİRK VE KÜFÜRLER” isimli makalenin ilk bölümünün ilk kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.

 

TÜRKİYE’DE YAYGIN OLAN VE SAKINILMASI GEREKEN ŞİRK VE KÜFÜRLER

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a olsun. Salat ve selam onun Resulüne, ehline, sahabesine ve onları dost edinenlerin üzerine olsun. Hak davetçileri ve mücahidleri ne zaman bir beldeyi ve halkını şirkin ve küfrün pençelerinden kurtarmış ise az veya çok zaman sonra şeytan o bölgenin halkına musallat olmuş ve onları hak dinden saptırmıştır. Toplumlar bozulup hak dinden çıktıklarında ise Allah s.v.t, onlara bir Resul veya davetçi göndererek onları hak dine davet etmiştir. Ve bu süreç, Nuh’tan as başlayıp kıyamete kadar devam edecek olan bir süreçtir. İşte bu süreçleri geçiren toplumlardan birisi de, hiç şüphesiz Türkiye devleti topraklarında yaşayan toplumdur. Bu mıntıkada yaşayan halk, tarih boyunca birçok din değişikliği yaşamıştır. Uzun süre İslam dininde karar kılan bu halka da şeytan ve şeytanın dostları olan tağutlar musallat olmuş ve onları hak dinden döndürmüşlerdir.

İşte bu makalemizde; şuan Türkiye topraklarında yaygın olan ve orada yaşayan halkın genelinin bulaştığı bazı şirk ve küfür örneklerine değinmek ve Allah’ın s.v.t; “De ki: İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar basiret üzere Allah’a çağırırız. Allah’ı her türlü noksanlıktan uzak tutarım. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.” [Yusuf, 108] ayeti ve “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” [Al-i İmran, 104] ayeti gereği orada yaşayanları, bu şirk ve küfürden sakınmaya davet ediyoruz.
Rabbimden dileğimiz; yeryüzünde şirkin kökünü kazıma amelini bize nasip etmesi ve bu faziletli amelle bize lütufta bulunmasıdır. Ayrıca yaptığımız bu daveti bereketli kılıp bize bahşettiği bu görevi hakkıyla yerine getirenlerden eylemesidir. Allahumme âmin.

Kabir Şirki

Kabir şirki; Allah’a c.c atfedilmesi gereken bazı özelliklerin herhangi bir kabirde yatana veya salih zan edilen bir zata atfedilmesi ve Allah’a s.v.t yapılması gereken ibadetlerin bir kısmının kabirde yatan şahsa veya salih zan edilen kişiye yapılmasıdır.

Kabirperestlik dini, Allah’a has olan şeyleri, kabirlere atfeden ve onlara ibadet eden müşriklerin dinidir. Nitekim bu müşrikler, kabirleri birer ilah, mabud ve put edinerek yalnızca Allah’a sarf edilmesi gereken bir takım ibadetleri bunlara sarf ederler.

Kabirperestlik dini, putperestlik dinidir. Nitekim Allah Resulü s.a.v şöyle buyurmaktadır: “Allah’ım! Kabrimi ibadet edilen bir put kılma! Peygamberlerinin kabrini mescid edinen bir kavme karşı Allah’ın gazabı şiddetlenmiştir.” [Muvatta, İmam Malik, Hadis No:85; Müsned, Ahmed bin Hanbel, Hadis No: 7352]

Beşere İbadet Dört Şekilde Gerçekleşir:

1-Yaşayan bir insana dua ederek, onu ilah gibi tazim ederek, Uluhiyet ve rububiyet özelliklerinin bir kısmını ona atfederek, ona muhakeme olarak veya ona Allah’ın izin vermediği konularda itaat ederek gerçekleşir.

2-Ölülerin kabirlerine gidilmeden veya kabirleri üzerinde durulmadan, onlardan heykel veya putlar da yapılmadan ölüleri hayal edip onlara dua veya ibadetin diğer türleri sarf edilerek gerçekleşir.

3-Ölülerin heykelleri veya suretleri yapılarak kabirlerine gidilmeden direkt onlara dua veya ibadetin diğer türleri sarf edilerek gerçekleşir.

4-Ölülerin kabirlerine gidilerek kabirleri yanında onlara dua veya ibadetin diğer türleri sarf edilerek gerçekleşir. Kabir şirkini bu ümmette ilk olarak ihdas edenler Rafızilerdir. Daha sonra bu ibadet Rafizilerden tasavvuf ehli sufilere ve onlardan da diğer başka kesimlere yayılmıştır.

Dünyadaki Şirkin Temeli Ölülere Dua Etmektir

Ölülere hitap edip onlardan ihtiyacın istenilmesi yeryüzündeki tüm ümmetlerin yanında var olan şirkin aslıdır. Rafıziler bu şirke bir ziyade yaparak kabirlerin yanında onlara ibadet etmeye başladılar. İbn-i Kayyım r.h şöyle demektedir: “İhtiyaçları ölülerden istemek, onlardan istiğasede bulunmak ve onlara yönelmek yeryüzündeki şirkin temelidir.

… Müşrikler, ölülerin kabirlerini ibadet edilen putlar kıldılar. … Bunlar her zaman ve mekanda resullerin ve tevhidin düşmanlarıdır.” [Medaricu’s Salikin, C.1, S.346]

İbn-i Kesir şöyle demektedir: “Putlara ibadetin aslı, kabirler ve kabirlerde yatanlar hakkında aşırıya gitmektendir. Bundan ötürü Allah Resulü g, kabirleri düzleştirmeyi ve belirsizleştirmeyi emretmektedir.” [el-Bidaye Ve’n Nihaye, C.10, S.262]

Putperestler, asıl itibari ile edindikleri heykellere ibadet etmiyorlardı. Bilakis bu heykeller, ibadet ettikleri ilahlarının sadece bir simgesi veya suretiydi. Onlar aslında bir ölüye, salih zan ettikleri bir şahsa, Allah katında değerli olduğuna inandıkları bir zata ibadet ediyorlardı. Onlara ibadet etmelerinin nedeni ise; onların vesilesi ile Allah’a yakınlaşmak istemeleriydi. İbadet ettikleri bu zatları temsilen heykeller yapıp bu şekilde onlara ibadet ettiler. İbadet ettikleri şey, ellerinde olan taş veya ağaç değildi. Bilakis o taş ve ağaçlar, ibadet etikleri ilahlarının bir temsili idiler.

İbn-i Kayyım şöyle dedi: “Putlar, kendisine ibadet edilen gaib birinin şekli üzere yapılmıştır. Putperestler, kendisine ibadet ettikleri ilahlarının yerine geçmesi ve onlara giyabeten bu putları onların suretinde yaptılar. Yoksa bilinmektedir ki; hiçbir akıllı kendi eliyle bir ağacı veya taşı oyup daha sonra onun ilah olduğuna itikad etmez. [İğasetu’l Lehfan, C.2, S.224]

İbn-i Abbas r.h şöyle dedi: “Nuh kavmindeki putlar, sonradan Arap kavminde de meydana geldi. Vedd putu; Devmetu’I-Cendel’de Kelb kabilesinin idi. Suvâ’ putu, Huzeyl kabilesinin idi. Yeûs, Murad kabilesinin, sonra da Yemen’in Sebe’ şehrinin yanında el-Cevf mevkiinde Gutayf oğulları’nın idi. Yeûk, Yemenli bir kabile olan Hemdan’ın idi. Nesr de Hımyer’in Zu’1Kelâ’ hanedanının idi. Bu isimler esasen Nuh kavminden olan bazı salih adamların isimleridir. Bu iyi kimseler vefat ettikleri zaman şeytan onların mensup oldukları kavimlerine, bunların adlarına, hayatlarında otura geldikleri meclislere birtakım heykeller dikin ve onlara bu adamların isimlerini verin diye vahyetmiştir. Onlar da bunu yaptılar. Fakat ilk zamanlarda bu putlara ibadet edilmedi. Lakin bunları dikmiş olan nesiller vefat ettikleri ve ilim neshedilip unutulduğu zaman, bunlara ibadet edilmeye başlandı.” [Buhari, Hadis No:4920]

İbn-i Teymiyye şöyle demektedir: “Âdemoğlunun ilk şirkinin aslı, tazim edilen salih insanlar hakkındaki şirktir. Salih insanlar vefat ettikleri zaman kabirleri başında durdular daha sonra onların heykellerini yaptılar ve onlara ibadet ettiler. Bu, Âdemoğlunun Nuh kavminde bulaştığı ilk şirktir.” [Mecmuu’l Fetava, C.14, S.363]

Kabirperestler, Allah’a hem uluhiyetinde hem de rububiyetinde şirk koşmaktadırlar. Dua, kurban kesme ve secde etme gibi ibadetleri kabirlere yönelttikleri için Allah’a swt uluhiyetinde şirk koşmaktadırlar. Ayrıca evliya diye vasfettikleri ölülerin, yaratılanlar üzerinde tasarruflarının olduğuna, rızık verdiklerine, işleri tedbir ettiklerine, fayda ve zararı ellerinde tuttuklarına inanarak Allah’a rububiyetinde şirk koşmaktadırlar.

Nitekim kabirperest müşrikler, Allah’a s.v.t atfedilen tüm vasıfları evliya, gavs veya kutup diye isimlendirdikleri ölü veya dirilere atfetmektedirler. Ve bunların Allah swt tarafından vekil olarak atandıklarına, Allah’ın c onlara her türlü işi yapma gücü verdiğine ve Allah s.v.t gibi diledikleri her şeyi yapabileceklerine inanmaktadırlar. Nitekim kabirperest müşriklerinden biri şöyle demektedir: “el-Bedevi kabrinin sahibi izin vermeden hiçbir çivi çakılmaz.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM