• DOLAR
    5,3343
    % 0,27
  • EURO
    6,0986
    % 0,31
  • ALTIN
    209,5348
    % 0,71
  • BIST
    93.616,45
    % 0,34
TÜRKİYE’DEKİ OKULLARDA BULUNAN KÜFÜRLER VE HARAMLAR -2

TÜRKİYE’DEKİ OKULLARDA BULUNAN KÜFÜRLER VE HARAMLAR -2

TÜRKİYE’DEKİ OKULLARDA BULUNAN KÜFÜRLER VE HARAMLAR -2

 

İslam Devletinin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Safer 1437 tarihinde, Kostantiniyye dergisinde yayımlanan “TÜRKİYE’DEKİ OKULLARDA BULUNAN KÜFÜRLER VE HARAMLAR” isimli makalenin ikinci kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.

Okullarda; dostluk ve düşmanlığın İslam’a ve inanca göre değil de, ırk ve vatan gibi kavramlar üzerine bina edilmesi gerektiği anlatılmaktadır. Kendi yurtlarında yaşayanların veya kendi ırklarından olanların kardeş olduğunu söylemektedirler. Vatan ve ırkları için sevip bunlar için düşmanlık yapılması gerektiği üzerinde dururlar. Irk’ın bir üstünlük ve meziyet olduğu anlatılır. Kendi ırklarından olan bir ateistin, ırklarından olmayan bir Müslümana tercih edilmesi gerektiğini öğrencilere aşılarlar.

“İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!” [Bakara, 165]

Atatürk’ün devrimlerine karşı çıkıp İslam dinine dayalı bir rejim isteyen Müslümanlar, terörist, gerici, yobaz, bozguncu, hain, ajan ve isyankâr olarak tanıtılmaktadır. Şeriatın dışındaki başka ideolojileri benimseyenler özgürlükçü, bilim adamı, filozof, mütefekkir, kanaat önderi vs. gibi isimlendirilmektedir. Darvin, Aristo, Sokrates, Mevlana, Yunus Emre, Ziya Gökalp gibi küfür, şirk, hurafe ve bidat içeren düşünce ve düşünürleri öğrencilere güzel gösterip ölçü alınması gerektiği söylenmektedir. Öğrenciler, batının kültür, düşünce ve yaşam tarzlarına özendirilmekte ve Müslümanların kültür, düşünce ve yaşam tarzlarından nefret ettirilmekteler.

“Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğût”a inanıyorlar. İnkâr edenler için de, ‘Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır’ diyorlar.” [Nisa, 51]

Çarşaf ve sakal gibi İslam’ın kıyafet ve şiarları kötülenmekte; gerici, çirkin ve çağdışı olarak tanıttırılmaktadır. Buna karşın açıklığı, soyunmayı, tesettürsüzlüğü ise övüp çocukları buna yönlendirmekteler. Hatta bu kıyafetlerle okula gitmek yasaktır. Hemen her hafta sakalı gelen öğrencilere zorla sakal tıraşı yaptırılmaktadır.

“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Görünen kısımlar müstesna, zinet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar.” [Nur, 31]

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek (cilbablarını) dış elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” [Ahzab, 59]

“Mecusilere muhalefet edin, sakallarınızı uzatın, bıyıklarınızı kesin.” [Müslim, Hadis No:55]

23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim gibi kısmen de olsa kalan şeriatin tümden kaldırıldığı, cumhuriyet gibi küfür sisteminin ilan edildiği ve bu küfür sisteminin başarılı olduğu zan edilen bugünler okullarda bayram ilan edilip törenlerle coşkulu bir şekilde kutlanılmaktadır. Bu günler Müslümanın yas tutma günü olması gerekirken tağuti sistemin eğitim kurumlarında bayram olarak öğrencilere kutlattırılmaktadır.

“Kim, İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki; kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” [Âl-i İmran, 85]

10 Kasım tağut Kamal Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde, onu sevdiklerini, ilkelerine bağlı olduklarını, onun izinden gittiklerini, ölümünden ötürü üzüntülü oldukları ve yas tuttuklarını ifade etmek için karşısında durup heykelinin önünde ona ibadet etmektedirler.

“İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!” [Bakara, 165]

Her hafta başı ve sonu, küfür üzerine kurulmuş olan bu devletin varlığını ve sevgisini pekiştirmek için istiklal marşı okutulmakta, bu devleti sembol eden bayrak göklere çekilmekte ve Kamal Atatürk’ün heykelinin önünde saygı duruşunda durulmaktadır.

“Hani o, babasına ve kavmine, “o karşısında durduğunuz heykeller de nedir?” demişti. Onlar da “Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler. İbrahim, ‘Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz’ dedi.” [Enbiya, 52-53-54]

Her sabah sınıflara girmeden önce öğrencilere küfür içeren şu and okutturulmaktadır;
“Türk’üm, doğruyum, çalışkanım, ilkem küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir. Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene!”

Coğrafya derslerinde dünyanın kendiliğinden oluştuğu, bulutların tabiat kuralları gereği gezdiği, yağmurların tabiat kuralları gereği indiği, depremlerin fay tanrıları tarafından yaptırıldığı, dünyanın kendi etrafında kendi kendine döndüğü, havada kendiliğinden durduğu, galaksi ve evrenin kendiliğinden oluştuğu ve bunların dışındaki tüm tabiat ve yaratılış olaylarının kendiliğinden olduğu anlatılmaktadır. Bunların hiç ama hiçbiri Allah’a c.c dayandırılmamaktadır. Bilakis bu olayların tümü ateist bir düşünceyle anlatılmaktadır.

“O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı hâlde, nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.” [Enam, 101]

“O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.” [Bakara, 29]

Tarih derslerinde insanlığın kendiliğinden olduğu anlatılır. İlk insanın Hz. Âdem olduğunu ve Allah’ın yarattığını hiçbir şekilde anlatmazlar. İlk insanların cahil, vahşi, hiçbir şey bilmeyen, canavardan farkı olmayan birer yaratık oldukları anlatılır. Hatta Allah’ın insanları yarattığı inkâr edilip insanların maymundan türediği ve sonradan insana dönüştüğü anlatılır.

“Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.” [Hicr, 26]

“Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi.” [Ali İmrani, 59]

“Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, ‘Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin’ dedi.” [Bakara, 31]

Milli güvenlik derslerinde ülkemize şeriat getirmek isteyenler düşman ve terörist olarak tanıtılmaktadır. Felsefe derslerinde ateist ve İslam dini düşmanları olan düşünür ve filozof diye isimlendirdikleri şahısların düşünceleri öğrencilere çok önemli ve güzel bir şeymiş gibi anlatılmakta ve öğrencilere bu konuda sınır tanımayan düşünce ve kuralsızlık aşılanmaktadır.

En büyük küfürlerden biri de tevhidin öğretilmemesi ve bu konuda çocukların cahil bırakılmasıdır. Anlattıkları dini bilgilerin hemen hemen hepsi İslam dininde tahrif etmek istedikleri konulardan ibarettir. Yarın, dini öğrendiğinde başlarına bela olmasın diye daha ilkokuldan beri bu tahrifat işlemlerine başlamaktadırlar. Bu okullarda tevhid adına hiçbir olgu öğretilmez, tağut, küfür ve şirkin ne olduğu hiçbir zaman anlatılmaz. Ve bunların dışında burada örneklerini bolca çoğaltabileceğimiz yüzlerce küfür ve şirk unsurları bulunmaktadır. Gerek söz, gerekse de düşünce ve pratikte öğrencilere bu şirk ve küfürler anlatılmakta, yaptırılmakta ve söylettirilmektedir.

Bu okullarda 16 yıl boyunca bu küfür ve şirk düşünceleri anlatılıp benimsettirilmektedir. Onlar bu küfürlere özendirilmekte ve dinden uzaklaştırılmaktadırlar. Din diye anlattıkları kavramın vicdanlarında inanılması gereken bir kaç değerden ibaret olduğu ve bunun da çok gereksiz ve çağdışı olduğu anlatılmaktadır. Tamamen İslam dinini tahrif üzere bina edilmiş bu okullarda yetişen nesillere baktığımızda bunların amaçlarını öğrenmek çok da zor olmamaktadır. Bu okullardan mezun olanların dinden ne kadar uzak ve dinden ne kadar nefret ettiklerini gözlerimizle müşahede etmekteyiz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM